Benim Babam Bir Kahraman

Bugün bana çalışma masası almak için ailece bir mağazaya gitmeye karar verdik. Yedi katlı büyük bir iş hanına girdik. Mağazanın önünde renkli, büyük bir tabela vardı. Tabelada reklamın köşesinde küçük yazı dikkatimi çekmişti. “Çemen ekmekçi Osman Efendi” yazıyordu. Bu ne demek diye düşünürken mağazanın ve iş hanının sahibi, babamı görünce hemen bizim yanımıza geldi.

“Kimler gelmiş! Kimler gelmiş!” diyerek babama sarıldı. Bizi mağaza içerisindeki özel odasına davet etti. Annem ve babama çay, ağabeyim ve bana da ayran söyledi. Sonra “Çocuklar siz bilmezsiniz babanızın benim hayatımdaki yeri çok büyüktür.” Şaşırmıştık. Ağabeyim ve ben “Neden?” diye sorduk. Osman amca, “Babanız benim çocukluk arkadaşım. Çocukken aynı mahalledeydik. İlkokulda aynı okulda ve aynı sınıfta okuduk. Babanız çok çalışkandı, oysa ben sürekli sınıfta kalıyordum. İlkokulu zor bitirdim. Çok acil iş bulmam ve çalışmam gerekiyordu. Farklı işlerde çalıştım. Olmadı. Karamsarlığa kapılmıştım. Pazarcılık yapmak istiyordum. Ancak sermayem yoktu. İşte burada babanız bana yardım etti. O zamanlar bakkallarda çeyrek çemen ekmek satılırdı. Babanız bana 10 adet ekmek aldı. Çemen aldı. “Pazarda çeyrek çemen ekmek sat. Sermaye biriktir.” dedi.

Babanızın aldığı ekmekleri dört parçaya böldü. “40 adet çeyrek ekmeğiniz oldu değil mi?” dedim. Evet, tam 40 adet çeyrek ekmek. Her birinin içine çemen sürdük ve ben bunları semt pazarında sattım. Babanız da limonata sattı. Benden çemen ekmek alanın limonata ihtiyacı oluyordu. Babanız “Ferahlatıcı buz gibi limonata!” diyor ve
bardak bardak satıyordu. Kazandığı paraları bana verdi. Bu paralar benim ilk sermayem oldu. Önceleri çemen ekmek sattım. Sonra pazarlarda meyve ve sebze sattım. Sonra ikinci el küçük bir kamyonet aldım. Köylerde halı, kilim  sattım. Daha sonra ilk mağazamı açtım. Derken bugünlere geldim. Şimdi yedi katlı bir iş hanım, 40 tane çalışanım var. İşte sizin babanız benim ticari zekâmı ilk keşfeden ve bana bu konuda yardım eden insandır.” Babam, “Çok abartma

Osman Bey, çocuklarımın yanında mahcup oluyorum.” dedi.
Osman Amca, “Abartmıyorum. Çocuklar, babanız benim kahramanımdır.” dedi. Abimle ikimiz çok mutlu olmuştuk. Abim, “Babam bizim de kahramanımızdır.” dedi. Sonra bana mağazadan çok güzel bir çalışma masası beğendik. Babam çok ısrar etmesine rağmen Osman Amca para kabul etmedi. “Bu çalışma masası benim hediyem olsun.” dedi. Bir kamyonetle çalışma masasını evimize kadar gönderdi. Babam yıllar sonra çocukluk arkadaşı ile karşılaşmaktan çok mutlu olmuştu. O gün bize çocukluk hatıralarını anlattı. Adeta o günleri yeniden yaşıyor gibiydi. Çok mutluydu.
Tabi ki biz de babamızla gururlandık ve mutlu olduk. Babam, “Çocuklar, iyilik yapmak ne kadar güzel. Aradan ne kadar zaman geçse de iyilikler unutulmuyor.” dedi.

Bir Cevap Yazın