Hikayesi Senden (Mart 2016)

Ali ve Şemsiyesi

Ali bir gün her zamanki kalktığı saatte uyandı. Dışarıda yağmur yağıyordu Ali heyecanla annesine koştu “yaşasın yağmur yağıyor. Sarı benekli şemsiyemi kullanabileceğim.” dedi. Çizmelerini ve yağmurluğunu giydi. Şemsiyesini alıp annesi ile yola çıktı. Ali şemsiyesi ile yürürken şiddetli bir rüzgâr esti ve Ali`nin şemsiyesini uçurdu. Ali şemsiyesinin peşinden koşarak onu yakaladı. Şemsiyeyi sıkıca tutarak okula gittiler. Öğretmenine arkadaşlarına heyecanla şemsiyesinin nasıl uçtuğunu anlattı. (Ahmet Arif Barutçu –Tekirdağ)

Mutlu Bir Gün

Bir varmış bir yokmuş annesini çok seven küçük bir kız varmış. Bu kızın ismi Aliye imiş. Aliye’nin çok sevdiği iki arkadaşı varmış. Onların ismi de Ayşe ile Fatma imiş. Aliye parkları çok severmiş hava güzel olduğu zaman hep annesi ve arkadaşları ile parka gidermiş. Aliye bir gün sabah uyandığında hava çok güzelmiş güzelce kahvaltısını yapmış ve öğlen parka gitmeyi planlamış. Aliye zaman geçsin diye Fatma ile Ayşe’yi çağırmış. Bu üç arkadaş hep beraber oyun oynamaya başlamışlar. Aliye öğlen gelsin diye sabırsızlanıyormuş ve sonunda öğlen gelmiş, hemen beraber öğlen yemeğini yiyip hazırlanmaya başlamışlar. Bir bakmışlar ki yağmur yağmaya başlamış annesi de hasta olurlar diye izin vermemiş. Bu üç arkadaş çok üzülmüşler, ağlamışlar. Annesi de dayanamamış ve giyin yağmurluklarınızı alın şemsiyenizi gidelim demiş. Kızlar çok sevinmişler ve hemen parka gitmişler ve çok eğlenmişler, koşturmuşlar, kaymışlar, sallanmışlar. Bu günü hiç unutmayacakları bir gün geçirmişler ve mutlu mutlu yaşamışlar… (Bahadır Tanrıverdi – İstanbul)

Benekli Şemsiye

Bir zamanlar Karadeniz’de yaşayan Mustafa adında bir çocuk varmış. Yaşadığı bölgede mevsim özellikleri nedeniyle neredeyse her gün yağmur yağarmış. Bu yüzden şemsiyesi çok kullanıldığından eskimiş ve yırtılmış. Mustafa bu duruma çok üzülmüş. Mustafa’nın doğum günü gelmiş. Doğum gününde teyzesi ona benekli bir şemsiye almış. Şemsiyeye “benekli” demeye karar vermiş. Benekli o kadar güzelmiş ki kullanmaya kıyamamış. Bir gün annesi, babası ve ablası bir yere gitmiş. Hava yine yağmurluymuş. Evde sadece kendi şemsiyesi varmış. Ailesinin ise nereye gittiğini merak etmiş. Şemsiyesini almış ve ailesini takip etmeye başlamış. O anda sert bir rüzgar esmiş ve şemsiye ters dönmüş. Şemsiyenin peşinden koşmuş, sonunda yakalanmış ve başını kaldırmış. Bir de ne görsün hiç bilmediği bir yere gelmiş. Oradan geçen bir polis sayesinde eve geri dönmüş. Bir daha büyüklerin peşinden tek başına gitmeyeceğine söz vermiş. (Emine Rabia Görgülü- Antalya)

Rahmet yağıyor

Elif yağmurun sesiyle uyandı. Pencerenin önüne gidip:
–  Oley yağmur yağıyor!
Diye sevinçle haykırdı. Dedesi de Elif’e:
– yağmur değil evladım, rahmet yağıyor rahmet!
Elif merakla dedesinin yanına koştu:
– dedeciğim yağmura neden rahmet diyorsun?
– rahmet; yardım etmek, bağışlamak demektir. Eskiden kuraklık olduğu zamanlarda yağmur yağarsa Hz. Allah insanlara yardım etti manasında rahmet yağıyor denirmiş. Bu yüzden dedelerimiz, yağmuru da rahmet olarak görmüşlerdir.
– peki, dedeciğim yağmur nasıl oluşuyor?
– denizlerden ve göllerden buharlaşan su, bulutları oluşturur. Bu bulutlar da soğuk hava ile karşılaşınca geri suya dönüşür ve yağmur olarak yere düşer.
– yani yağmuru bulutlar oluşturuyor. O zaman bulutlara teşekkür etmeliyiz.
– yağmuru yağdıran da bulutu yaratan da Hz. Allah’tır. Buluta değil de, bu nimeti veren Allah’a teşekkür etmeliyiz. (Gülmina Can – Denizli)

Çocuğun İlk Sonbaharı

Annesi Mehmet’i sıkı sıkı giydirmiş eline de bir şemsiye vermişti. Küçük çocuk dışarı çıkmıştı. Yerlerde yapraklar vardı. Çok şaşırdı. Çünkü o yapraklar yazın ağaçlardaydı. Şemsiyesini yere koyup bir yaprağı aldı ve yaprağı babasına göstererek: ”Baba bunu yerine takar mısın?” dedi. Babası güldü ”Olmaz” dedi. Onu yerine ben takamam. Ama dua edersen Hz. Allah onu ilkbaharda yerinden çıkarır. Küçük çocuk çok sevindi. Artık üşümeye başlayınca eve girdiler. Çocuk elindeki yaprağı annesi ile bir kavanoza koydu. İlkbahar gelinceye kadar hep dua etti. Bir gün dışarı bakarken dikkatini ağaçlar çekti. Çünkü ağaçlar yaprak açmıştı. Hem de hepsi kendi yaprağına çok benziyordu. Neşe içinde koşarak babasına sarıldı ”Baba dualarım kabul oldu. Yaprağım ağaca kondu” diyordu. Babası ile dışarı çıkıp yaprakları doya doya seyrettiler. (Hüseyin Ertan – Konya)

Küçük Bir İyilik

Yağmurlu bir günde mahalledeki huysuz ve yaşlı teyze alışverişe çıktı. Mahalledekiler ona teyze sen yorulma biz ihtiyaçlarını alırız diyorlardı. Ama teyze onları dinlemiyor “siz benim işime karışmayın” diye bağırıyordu. Bir süre sonra kuvvetli bir rüzgâr esti. Teyzenin şemsiyesini yere düşürdü. Tam almak için eğilince beli tutuldu ve hareketsiz şekilde kaldı. O sırada yoldan geçen bir çocuk teyzenin şemsiyesini almasına yardımcı oldu. Teyze küçük çocuğun bu nazik davranışı karşısında çok duygulanmıştı. Çocuk; “buyurun teyzeciğim” diyerek şemsiyeyi uzattı. Teyze; “Allah senden razı olsun evladım. Senin gibi nazik ve yardımsever bir çocuk görmek beni gerçekten çok mutlu etti” dedi. Bu olaydan sonra teyzenin insanlarla olan iletişimi tamamen değişti. Artık komşularıyla iyi geçiniyor, dışarıya çıkıyor, insanlara sert ve kaba davranmıyordu. Küçük bir iyilik sayesinde tüm duyguları ve hayatı değişmişti. (Lamia Atcılar – Antalya)

Bakkal Macerası

Bir gün Enes annesinin isteği ile bakkala gidecekmiş. O sırada yağmur yağıyormuş. Enes yanına şemsiye almış ve yola çıkmış. Yolda bakkala doğru yürürken ayağı takılmış ve düşmüş. Oradan geçen bir teyze ona yardım etmiş. Teyze:

– Oğlum tut elimi de kalk, demiş. Enes şemsiyesini de alıp bakkala gitmiş. Annesinin istediği şeyi de alıp eve gelmiş. Enes yolda gördüğü teyzeyi anlatmış. Meğer o teyze annesinin gençliğinde en yakın arkadaşıymış. Annesi bunu birkaç gün içinde anlamış. (Mehmet Fatih Ceylan – Aksaray)

Yaprak ve Yağmur

Bir sonbahar sabahıydı, o gün Anaokulu’ndan arkadaşlarım bize oyun oynamaya geleceklerdi. Arka camdan bahçemize bakınca yaprakların döküldüğünü, yağmur yağdığını için yerlerin ıslandığını gördüm. Kahvaltımı yapıp, sütümü içtikten sonra odama çıkıp üstümü değiştirmeye başladım. Yağmurluğumu ve çizmemi giydikten sonra şemsiyemi de alıp arkadaşlarımı beklemek için dışarıya çıktım. Arkadaşlarımı beklemeye başladım, zaman hayli geçmişti. Gelmekten vazgeçtiklerini düşünmeye başlamıştım. Biraz canım sıkıldı. Tam bu sırada bahçe kapısı yavaşça açılmaya başladı. Hepsi birlikte bahçe kapısından içeriye girince çok mutlu oldum. Oyun oynamaya başladığımızda yağmur durdu ve güneş çıktı. Oyun oynayarak güzel vakit geçirdikten sonra kuruyan yaprakları bir araya topladık. Sonra yaprak birikintisinin üzerine atladık. Çok eğlenceli oluyordu. Yapraklara basınca bir taraftan da yağmurun suları etrafa sıçrıyordu. Defalarca tekrarladık bunu. O kadar oyuna dalmıştık ki; annemin mutfak camından seslenmesiyle oyunumuz sona erdi. Hep birlikte içeriye girdik. Lezzetli bir kek yapmıştı annem. Arkadaşlarımla yedik. Biraz zaman geçtikten sonra kapı zili çaldı. Baktım arkadaşlarımın anneleri evimize geldi, çocuklarını aldılar evlerine gittiler. Bende odama geçtim. Çok yorulmuştum. Hemen uyumuşum.  (Sudenur  Yurdoğlu – Bursa)

Allah’tan Ümit Kesilmez

Yasin Bey, yağmurlu bir günde iş başvurusuna gidiyordu. Büyük bir firma işçi alımı yapıyordu. Yasin Bey çok ümitliydi. Kabul edilmeyen sayısız başvurusunun ardından artık alınacağını düşünüyordu.

Bu başvuruda da işe alınmayan Yasin Bey hayal kırıklığı ve çaresizlik içinde evinin yolu tuttu. Yolda küçük bir çocuğun yerden şemsiyesini almak için rüzgârla nasıl cebelleştiğini gördü ve uzaktan seyretmeye başladı. Çocuk şemsiyeyi almaya her uzandığında rüzgâr biraz daha öteye itiyordu. Yasin Bey belki sayamadı ama sayısız denemeden sonra çocuğun azmi rüzgâra galip geldi ve şemsiyeyi almayı başardı. Yasin Bey kendi başarmış gibi birden havaya fırladı ve sevinmeye başladı. İş bulma ümidini yitiren Yasin Bey, küçük çocuğun bu azminden etkilenerek yolunu değiştirip iş aramaya devam etti… (Yasin Genç – Adıyaman)

Kaybolan Küçük Kız

Küçük yaşta annesini babasını kaybeden Ceyda adında küçük bir kız vardı. Bu kız yetimhanede kalıyordu. Ceyda arkadaşlarıyla çok iyi geçiniyordu. Ama bu kızı almaya gelen bir kadın ve adam vardı. Ceyda gitmek istemiyordu. Yetimhaneden çok memnundu. Ceyda’nın arkadaşları gitmesini istemiyordu. Ceyda’yı ağlatarak zırlatarak götürdüler. Sonra bu adam ve kadının mafya olduğunu öğrenen Ceyda kaçmaya çalıştı. Adam ve kadın Ceyda’ya sen burada dur biz alışveriş yapacağız dedi. Adam ve kadın gider gitmez Ceyda arabadan çıktı ve kaçtı. Sonra bir otobüse bindi. Adana’ya gitti. Orada yaşlı bir kadın ve yaşlı bir adam buldu. Bu yaşlı kadın ve adam çok fakirdi. Ceyda çok büyümüştü hem okudu hem yaşlı kadın ve adama baktı hem de çalıştı beraber yaşadılar. (Yunus Emre Kocabaş – İstanbul)

Yazının Devamı için Çamlıca Çocuk Dergisine Abone Olun www.abonem.org

Bir Cevap Yazın