Uykucu Koala ve Okaliptus Ağacı

Bizim uykucu Koala, Okaliptüs ağacının üzerinde bir o yana, bir yana yatıp duruyormuş. Uyumak, yatıp uyumak, yana dönüp uyumak, dala yaslanıp uyumak… Hep uyumak ne güzelmiş. “Koala olmak ne güzel, hep uyumak ne güzel!” diye gülmeye başlamış.

Onun bu kıkırdamalarını duyan Okaliptüs ağacı:

– Hey Koala neden gülüyorsun?

– Hiiiççç komik işte.

– Neymiş o komik olan? Anlatır mısın? Ben de güleyim?

Uykucu Kolala esnemeye başlamış:

– Aaaaaaaaaa! Anlatmayı çok isterdim ama şu anda o kadar çok uykum var ki bilemezsin.

– Hey bir dakika! Uyuma bir dakika!

Okaliptus Ağacı daha sözlerini tamamlamadan Uykucu Koala çoktan uykuya dalmış. Hatta “Hoorrrrr, hor hor hor horuılllllllll” diye horlamaya bile başlamış.

Bunu gören Okaliptüs ağacı kendi kendine konuşmaya başlamış: “Anlamıyorum. Yani 24 saatlik günün 17 saatini uyuyarak geçiriyor.”

O sırada oradan geçen bir kuş Okaliptüs ağacına selam vermiş:

– Sayın Okaliptüs, nasılsınız? Neden kendi kendinize konuşuyorsunuz?

– Kiracım Uykucu Koala günde 17 saat uyuyor. Nasıl bu kadar uykucu olabiliyor, onu düşünüyorum.

Kuş gülmeye başlamış;

– Cik cik cik cik! 17 saat uyuyor mu? E, o zaman hiç uyanık kalmıyor ki?

– Arada bir uyanıyor. Uyanınca da yemek yiyor. Kendimi çok yalnız hissediyorum. Çookk.

Kuş Okaliptüs ağacının dallarına konmuş. Kiracısı olan Uykucu Koala hakkında biraz sohbet etmişler. Okaliptüs’ün dediğine göre Koalaların yedikleri bu yapraklar aslında zehirliymiş. Bu yaprakları sadece Koalalar yiyebiliyormuş.

Bütün gün ağacın dallarında uyuklayıp dururlarmış. Öyle bir dengede yaratılmışlar ki, Koalaların vücuduna Okaliptüs yaprakları çok iyi geliyormuş ve onlar asla bu yapraklardan zehirlenmiyorlarmış. Ayrıca Koalaların elleri ve ayakları, saatlerce ağaçların üzerinde durabilecekleri şekilde yaratılmış.

– Peki, su içmiyorlar mı, demiş Kuş. Yani Koalalar susuz mu yaşıyorlar?

Okaliptüs ağacı gülmeye başlamış:

– O kadar tembeller ki, ağaçtan inmiyorlar ve benim yapraklarımdaki su ile idare ediyorlar.

Tam o sırada Uykucu Koala’nın sesi duyulmuş:

– O kadar da değil canım. Ara sıra hareket ediyoruz. Bir ağaç dalından diğerine öyle bir sıçrarım ki, hızıma inanamazsınız.

Kuş kanat çırpmış:

– Bir kere atlayabilir misiniz? Hemen şimdi! Çok merak ediyorum çoookk.

Koala hemen hazırlanmış. Geriye doğru bir adım atmış. Kuş hayretle ona bakarken Koala sıçramış ve diğer dala kadar zıplamış. Okaliptüs gülmüş:

– Arada bir böyle atlıyor, demiş.

Koala atladığı o daldan sakin sakin el sallamış. Kuş hemen uçup o dala konmuş.

– Vay canına! Ne kadar da güzel zıpladın. Bir de senin uykucu ve tembel olduğunu söylüyorlar.

– Evet uykucuyum. Ben de bunun aksini söylemiyorum zaten. Ama ben böyle yaratılmışım. Benim hayattaki tek problemim; Okaliptüs ağaçlarının tepelerinin rüzgârlı olması. Öyle püfür püfür eser. Bazen rüzgârdan yere düşecek gibi oluyorum.

Okaliptüs gülmüş:

– Ben de o zaman seni dallarım ile koruyorum. Benim hayattaki görevim de uyuklayıp duran koalaları koruyup kollamak sanırım. Benim zehirli yapraklarımı da sadece koalalar yiyor zaten.

O sırada bir Rüzgâr esmiş. “Vuuuuuuuu” sesini duyan kuş, konduğu dalda biraz üşümüş olacak ki:

– Burası çok soğuk üşümüyor musun, demiş. Koala:

– Biz hiç üşümeyiz. Çünkü biz soğuktan korunmak için kalın bir kürk ile yaratılmışız. Rüzgâra karşı öylece dururuz, dururuz, dururuz. Durmak bizim işimiz… Sonra da kafasını koyduğu dalda uyuyakalmış.

“Zzzzzzzzzzzz”

Kuş gülmeye başlamış:

– Günün 17-18 saati uyuyor ve yemeği hemen dalın üstünde. Benim ise kendime yiyecek bir şeyler bulmam lazım. Allah benim rızkımı nereden verecek bakalım? O yüzden bir an önce gitmeliyim.

Okaliptüs:

– Sana yapraklarımdan ikram etmek isterdim ama biliyorsun zehirli yapraklarımı sadece Koalalar yiyebiliyor.

Kuş teşekkür ederek oradan uzaklaşmış. Koala ise derin bir uykuya dalmış. Okaliptüs Ağacı kendi başına kalmış.

“Koalalar uykucu filan ama yine de iyi kiracılar, en azından çevredeki hiç kimseyi rahatsız etmiyorlar.” diye kendi kendine mırıldanmış. Güneş batmak üzereymiş, uyku zamanıymış, gözlerini ağır ağır kapatmış. Büyümek, daha büyük bir ağaç olmak için, onun da uykuya ihtiyacı varmış.

 

Yazan: Şebnem Güler Karacan

Bir yanıt yazın